Top of The Lake Tanıtım

Bir dizi tanıtımına seçilmiş hatalı bir başlık gibi gelebilir ama karşımızda sıradan bir sezon dizisinden öte bişi var. Her şeyin formülize edildiği bugünkü sanat dünyasına Jane Campion, Top Of The Lake dizisini vererek kendisine yaraşır bir biçimde karşılık sağlıyor. Kendisini ve sinemasını bilen bilir bilhassa Kismini ve Kadına dair sorunleri merkezine alan filmleri ve yönetmenliği rüşdünü fazladan kanıtlamış olup, Top Of The Lake dizisinde de çizgisini bozmadan bizi bildiği sulara çağrı etmekten çekinmiyor yönetmen.

2013 senesinde BBC de yayımlanan dizide Campion, Yeni Zellanda’ nın müthiş çoğrafyasının üzerine; denklemleri birbirine sıkıca bağlı insanların gerçekçi ve karanlık öykülerini vererek başlıyor. 12 yaşında yaşamına son vermeye çalışan ufak kisminimız Tui, kasabanın gölünün karalığına süzülürken bir anda tüm büyü bozuluyor. İpi eline alan Campion, 12 senelik bu hayattan tüm kasabanın özetini sunmaya başlıyor bize. Tui’nin yardımına gelen kadın dedektif Robin ise, Tui nin vakasını incelemeye başlarken kendi geçmişi ve kasabayla da yüzleşiyor. Başta da dediğim gibi, formüle dayalı algı bu dizide yıkılıyor, gerçekliğin duvarını arşınlayan Robin bize her bölgede sigaralar yaktırırken, hadiselerin tam ortasından kasabayı belki de insanlık tarihine dair gerçekleri birer birer vuruyor yüzümüze. Kadın- Erkek, Doğa- İnsan, Aile- Kişi, Cinsellik – Mahremiyet vs vs çatışmaları bizi her bölgede daha bir sarsarken, finale giden yolda yönümızı belirlemiş olmaktan ziyade sebep doğrultu tutmamız gerektiği sorusunu çıkarıyor karşımıza.

Bir tanıtım yazısı olmasından daha çok içeriğe dair bahsetmek duyguyu öldürür diye düşünüyorum. o yüzden şayet 350 dk lık bir film izlemek istiyorsanız, 6 saatinizi verip bu diziyi izleyin derim. Yazın bu sıcak günlerine nazire eder gibi karanlığı ve kasveti üzerinize yapışacaktır fakat bir Dostoyevski Romanı okumuş gibi de karanlık bir huzur da eşlik edecektir size.

Bir cevap yazın