CARLOS İnceleme

Tarihte birtakım isimler yüksek sesle söylenirken, birtakımları unutturulmak istenir gibi mırıldanılarak konuşulur. Çünkü bu ismin sahipleri ya aslında birilerinin hesaplarını alt üst ettiği için istenmeyen veya kahraman olmayı becerdikleri için kutsanan insanlardır. Lakin yazımızın başrolü olan İlich Ramirez Sanchez namı başka ‘Çakal Carlos‘ bu İki tarifin tam ortasından göz kırpar bize.

İlla ki hepimiz bir yerden duymuşuzdur adını. Şahsen ben ilkin, multiplayer oyunların 90 sonu patladığı senelerde Counter Strike oynarken bir abimizin kendisine taktığı oyuncu adından duymuştum. Sonrası ise bir kaç kitap ve bir kaç yıl önce izlediğim bu mini dizi yardımıyla sonuçlanmıştı. Aslında bu yazıyı yazarken de bir çelişki hayatadım değil, sonuçta 20. asırın en mühim politik figürlerinden biriydi Carlos ve gerçekti. Her ne kadar yaşamı birçok kitap ve filme mevzu olmuşsa da, adını hiç duymamış ve ile ilgili bir fikri olmayanlar içinse büyük bir sürprizi barındıran bir öyküydi. Yazılsa Roman olur diye tanımladığımız yaşamlar bulunmaktadır ya, işte öyle bir yaşam Carlos’un hayatı. Venezuella’ da başlayan yaşamı, tüm Avrupayı içine alan bol aksiyonlu devrimci etkinliklerle devam etmiş daha sonra Ortadoğu, derken nerdeyse Uzak Asya ya kadar uzanmış bir öykü. 80’li senesinin en tanınmış figürlerinden olan Carlos, dünyanın en tehlikeli insanlarından biri olarak, en fazla arananlar listesindeki konumunu uzun bir müddet korumuştur. Bir yandan Che kasketi ve purosu, diğer yandan deri ceketi ve silahı. Tam bir devrimci jargona sahip politik söylemleriyle çatışan, kadın ve alkole olan bağlılığı. Kalıplara sığmayan bu durumu, bir devrimci için ‘aşırı’ görünürken diğer yandan resmi ideolojilere göre de dünyanın bir numaralı teroristi ilan edilmesini sağlamıştır.Kılık değiştirmedeki avantajıyle ‘Bin bir’ surat olarak adlandırılırken, her seferinde peşindekileri alt ederek paçayı kurtarması ise ‘Çakal’ lakabını almasına sebep olmuştur. Aslında bahsedilecek çok detay ya da reklamı yapılacak çok sahne var fakat bir tanıtım yazısının sınırları bu kadarla kalmalı ki bende ondan yanayım.

2010 senesinde, Fransa Canal + televizyonunda 3 seksiyon durumunda yayımlanan endeksin toplam zamanı 330 dakikayı buluyor, bu her seksiyon başı nerdeyse 110 dakikalık filmlere tekabül eder iken, film gibi dizi tarifina müsait düşüyor. Belgesel kıvamını yakalayan dizi de, bilhassa devre atmosferi yaratımı ve oyunculuklar gayet etkin. Kendisi de Venezuella’ lı olan Edgar Ramirez’ in, Carlosu canlandırıyor olması ise güzel diğer bir detay ki kendisi oldukça başarılı bir performans sunuyor. Genellikle puro içtiği sahnelerde Ramirez sanki o anları yaşar gibi. Birde mühim bir detay soğuk muhabere devresi ve Orta Doğu profilinin sunumundaki başarı bence, zira bugünküü ve hayat sürdüğümüz coğrafyayı tarifemıza imkân tanıyan birçok veri alttan alta dayanıklı bir biçimde işleniyor.

İzleyici olarak nasıl bir bakış açısına mevcut olduğunuz, izlediğiniz yapımdan alacağınız keyfi ve menfaatimı da o derece tesirler. Hele ki karşınızda bu tür bir karakter ve öykü varken. Her şeyin manipüle edildiği bu medya bölgeında bundan sonra biz de birçok şeyin gerçekten anlatıldığı ve gösterildiği gibi olmadığının farkına vardık veya varmalıyız. İşte İlich Ramirez Sanchezin öyküsü de, bu şuur ve algıyı gözeterek izlenmesi gereken bir dizi. Ya tarihte sevdiğiniz bir karakteriniz olacak, veya O-ha nidalarıyla lanetlediğiniz bir figür. Şayet bana soracak olursanız ben İkisinin arası derim, tıpkı Carlos’ un yaşamı gibi.

Bir cevap yazın